TÜRKİYE TEKNOLOJİ TABANLI GİRİŞİMLERDE BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP

TÜRKİYE TEKNOLOJİ TABANLI GİRİŞİMLERDE BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP

3 Mart 2021 tarihinde oluşturuldu.
TÜRKİYE TEKNOLOJİ TABANLI GİRİŞİMLERDE BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP

“Milli Teknoloji – Güçlü Sanayi Vizyonuyla Bugün Dünden Daha Güçlüyüz, Yarın Daha da Güçlü Olacağız”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa VARANK :

TÜRKİYE TEKNOLOJİ TABANLI GİRİŞİMLERDE BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP – Küresel ekonomide eşi benzeri yaşanmamış bir dönemden geçildiğine işaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa VARANK, yeni tip koronavirüs salgınıyla dünya düzeninin sarsılmaya başladığını söyleyerek, “Yeni normal” olarak adlandırılan bu sürecin, kurulu güç dengelerini temelden değiştirme potansiyeline sahip olduğunu ve 2023’e giden bu süreçte somut hedefler belirlediklerini ifade etti. Bakan VARANK şunları söyledi :

İNOVASYON ALANINDAKİ HER BİR ADIM PANDEMİ ÖNCESİ DÖNEME DÖNEME GÖRE ÇOK DAHA FAZLA ETKİYE SAHİP

TÜRKİYE TEKNOLOJİ TABANLI GİRİŞİMLERDE BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP – “Katma değerli üretimin inovasyon ve girişimcilik alanındaki her bir adımı, pandemi öncesi döneme göre çok daha fazla etkiye sahip. Dolayısıyla bu günlerin, ülkemizin sürdürülebilir ekonomik kalkınması ve toplumsal refah artışı için tarihi fırsatlar sunduğunu görebiliyoruz. Yol haritamızı, 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejimiz belirliyor. Hedefimiz çok net; Ülkemizi dünyanın sayılı üretim ve teknoloji üslerinden biri yapmak.

Herkeste heyecan uyandıran yeni teknolojiler ve ürünler, bu topraklarda doğup tüm dünyaya yine bu topraklardan yayılabilir. İşte milli teknoloji hamlesiyle küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, katma değerli üretimi geliştirecek ve çığır açıcı kritik teknolojilerde atılım sağlayacağız. 2023’e giden bu süreçte somut hedefler belirledik ve milli gelirde imalat sanayinin payını yüzde 21’e, Ar-Ge harcamalarının payını yüzde 1,8’e, bu alanlarda çalışan araştırmacı sayısını da 200 bin kişiye çıkaracağız.

AMACIMIZ 2023’E KADAR ÜLKEMİZDEN EN AZ 10 ADET 1 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE BİR DEĞERE SAHİP TEKNOLOJİK ŞİRKETİN ÇIKMASI

Türkiye teknoloji tabanlı girişimlerde çok büyük bir potansiyele sahip. Küresel ekonomide de bu alanda kıyasıya bir yarış var. Bildiğiniz gibi kurulduktan belli bir süre sonra 1 milyar doların üzerinde bir değere ulaşan şirketlere “Unicorn” deniliyor. Dünyada 486 Unicorn var. Türkiye yakın zamanda ilk Unicorn’unu, bizim Türkçeleştirdiğimiz deyişle ilk “Turcorn”unu çıkardı. Amacımız 2023’e kadar en az 10

Turcorn’un ülkemizden çıkması.
Türkiye olarak, yüksek teknoloji ve inovasyon politikalarıyla dünyada hızlı bir biçimde rekabet avantajı kazanarak küresel ligde üst sıralara tırmanacağız. Teknoloji ve verimlilik odaklı bir sanayileşme için dijital dönüşüme hız vererek girişimciliği teşvik edecek, ekosistemi daha da güçlendireceğiz.

Elbette tüm bu adımların başarısı beşeri sermayemize bağlı. Petrol zengini, ham madde zengini bir ülke değiliz. Ancak bizi pek çok gelişmiş ülkeden farklılaştıran muazzam bir insan kaynağımız, genç bir nüfusumuz var. Dolayısıyla beşeri sermayenin dönüşümü ve altyapı alanında uygulayacağımız politikalar tamamlayıcı bir rol oynayacak.

ULUSLARARASI LİDER ARAŞTIRMACILAR PROGRAMIYLA TERSİNE BEYİN GÖÇÜNDE TARİHİ BİR ADIM ATTIK

Bu noktada TÜBİTAK’ın önemli bir fonksiyona sahip olduğunu söyleyebilirim. TÜBİTAK aracılığıyla sanayiye, akademiye ve bilim insanlarına destekler veriyor, bilimin ve teknolojinin topluma hizmet etmesini sağlıyoruz. Sadece son 2 senede özel sektörün Ar-Ge çalışmalarına 1,5 milyar lira, araştırma ve destek programlarına da 1,8 milyar lira kaynak sağladık. Sanayi-Doktora programıyla yetişmiş insan gücümüzü sanayiye entegre ederken, Uluslararası Lider Araştırmacılar programıyla tersine beyin göçünde tarihi bir adım attık. Gençler teknoloji geliştirsin, icat çıkarsın ve hepimizi şaşırtsın istiyoruz.

“DENE-YAP” TEKNOLOJİ ATÖLYELERİYLE GELECEĞİN TEKNOLOJİ YILDIZLARINA BUGÜNDEN YÖN ÇİZİYORUZ

Türkiye teknoloji tabanlı girişimlerde çok büyük bir potansiyele sahip. Bugüne kadar yapılmamış projeleri, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir motivasyonla hayata geçirdik. İşte TEKNOFEST bunlardan bir tanesi. Dünyanın en büyük teknoloji festivali olan bu etkinlik, toplumda muazzam bir karşılık buldu. Dene-yap teknoloji atölyeleriyle de geleceğin teknoloji yıldızlarına bugünden yön çiziyor, potansiyellerini keşfetmelerini sağlıyoruz.

TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi de ülkenin Ar-Ge ve inovasyon üssü olma görevini üstlendi. Ancak enstitülerde yürütülen bu çalışmaların, yenilikçi işlerle özel sektöre rakip olmadıklarını belirtmeliyim, bunlar özel sektörün, kamunun ve üniversitelerin katma değer üretmesine katkı sağlamaktalar.

Gebze’deki enstitülerin çalışmaları son sürat devam etmekte. Bu yerleşkenin ilk enstitüsü Marmara Araştırma Merkezi oldu. Orada çevre, enerji, biyoteknoloji, gıda, kimya ve malzeme alanlarında yenilikçi çözümler geliştiriliyor. Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE), kamu ve özel sektöre danışmanlık hizmeti veriyor. TÜSSİDE’nin bugüne kadar sunduğu kaliteli işler ortadayken, elimizin altında böylesine bir kaynak varken, yabancı danışmanlık şirketleriyle çalışmak bize göre sadece para israfı.

YAPAY ZEKA VE KUTUP ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜLERİNİ DE YAKIN ZAMANDA KURARAK, ÇIĞIR AÇICI İDDİAMIZI ORTAYA KOYDUK

Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü temel bilimlerde ülkenin güçlenmesi için, Ulusal Metroloji Enstitüsü, ülkemizdeki tüm ölçümlerin uluslararası sisteme entegrasyonunun sağlanması için,TÜBİTAK-BİLGEM ise askeri ve sivil bilginin güvenli iletimi ve saklanması için faaliyet gösteriyor. Bu merkezlere ek olarak, Yapay Zeka ve Kutup Araştırmaları Enstitülerini de yakın zamanda kurarak, çığır açıcı işlerde iddiamızı ortaya koyduk.

TÜBİTAK sayesinde bugüne kadar çok çarpıcı başarı hikayelerine imza attık. Örneğin Turboşaft motorlarında kullanılan türbin kanatçığı. Bu kanatçık, milli genel maksat helikopterimiz Gökbey’in motorunda kullanılan en yüksek katma değerli parça. Bu parça olmaksızın, uçaklar ya da helikopterler havalanamaz. Dolayısıyla kimse size bunu kolay kolay satmıyor. Dünyada bu kabiliyete sahip 5 ülkeden birisiyiz.

Halihazırda TEİ’ye 160 adet teslim ettik. Gökbey’in motorunda kullanıyorlar. Bu küçücük kare, SİHA’ların kullandığı akıllı bombaların lazer arayıcı başlık detektörü. Bu arayıcı başlık sayesinde bombalar, nokta atış yapabiliyor. BİLGEM’de geliştirdiğimiz bu dedektör, savunma sanayimizin kritik bileşenlerinden birisi. Binlerce dolar verip yurt dışından almak isteseniz dahi alamıyorsunuz. Biz bu detektörü yurt dışı muadillerine göre çok daha kaliteli ve ucuza üretebiliyoruz.

18 YILIN TÜM KAZANIMLARINI KATMA DEĞER VE TEKNOLOJİ ÜRETİMİYLE DAHA DA ZENGİNLEŞTİRECEĞİZ

Salmonella Hızlı Tanı Kitini dünyada ilk kez biz geliştirdik, patentini aldık. Kirli su ve yiyeceklerden bulaşan bu bakteri, toplum sağlığı açısından son derece zararlı. Geliştirdiğimiz bu kit, piyasadaki mevcut tanı kitlerine göre çok daha hızlı sonuç veriyor. Çin bize başvurdu, ülkemizden teknoloji transferiyle bu ürünü satın almak istiyor.

“Milli Teknoloji Güçlü Sanayi” vizyonuyla ülkenin her alanda bağımsızlığını pekiştirecek adımları büyük bir gayretle attık. 18 yılın tüm kazanımlarını, katma değer ve teknoloji üretimiyle daha da zenginleştireceğiz. Bugün dünden daha güçlüyüz, yarın daha da güçlü olacağız “

Bakan Varank açıkladı:
“7 ayda yatırım talebi yüzde 28 arttı, düzenlediğimiz 1.200 teşvik belgesi ile yeni bir zirveye ulaştık”
Pandemi döneminde de üretimimiz hız kesmiyor. Firmaların yatırım iştahı Temmuz’da artmaya devam etti.

Teşvik belgelerinde yeni bir zirveye ulaştık. İlk 7 ayın yatırım talebi geçen senenin bile üzerinde. Bölgesel teşvik uygulamasında yaptığımız yeni düzenlemeyle ilçelere yatırımı daha fazla teşvik edeceğiz.

YATIRIMLARIN YARIDAN FAZLASI İMALAT SEKTÖRÜNDE

Temmuz ayında düzenlediğimiz bu 1200 teşvik belgesiyle teşvik tarihimizdeki aylık belge rekorunu kırdık. Bu belgeler sayesinde 22,5 milyar lira sabit yatırım yapılması ve 33 bin 174 kişilik istihdam sağlanması bekleniyor.

Yapılacak yatırımların yüzde 57’si imalat, yüzde 21’i enerji, yüzde 14’ü hizmetler, yüzde 4’ü tarım ve yüzde 4’ü madencilik sektörlerinde.